Vision and Mission History Projects About Us Contact

Mühendislik

Uygulamalı bir sanat eseri örneği olarak Leonardo da Vinci Köprüsü

Aşağıdaki makale Norveç Karayolları’ndan Tormod Dyken tarafından kaleme alınmıştır.
Yönetici, Köprü Bölümü

le-posta

Ås Beldesi’nde, Oslo’nun yaklaşık 20 kilometre dışında, hem bir yaya köprüsü hem de bir sanat eseri olan, çok özel bir yapı görürsünüz. Yayalara ve bisikletlilere E18 üzerinden güvenli geçiş imkanı sağlarken, arabasıyla altından geçenlere de güzelim kemerleriyle görsel bir ziyafeti sunar. Yapının gerçekleşmesinde mühendislik ve yaratıcılık adına büyük bir emek sarfedilmiş olsa da o bir mühendisten ziyade bir sanatçının elinden çıkmışa benzer.

Leoanardo da Vinci’nin bu özgün köprü tasarımını modern bir yaya köprüsüne dönüştürme fikrinin altında yatan isim, Leonardo’nun tasarımını eserlerinin sergilendiği bir müzede tesadüfen gören Norveçli sanatçı Vebjørn Sand’tır. Leonardo’nun özgün tasarımı İstanbul’da Haliç’in iki yakasını birleştirecek muazzam bir taş köprü inşa etmekti. Eğer inşa edilseydi, serbest açıklığı 234 metre ve dikey açıklığı 40 metre ile şüphesiz bir dünya harikası olacaktı.

Leonardo’nun özgün köprü tasarımı
Tasarımın geçmişi, Sultan II. Bayezid’in Haliç’teki yüzer ahşap köprüyü daha kalıcı bir köprüyle yenilemeyi düşündüğü 1502 yılı civarlarına gider. Leonardo, taş köprüyü önerdiği mektubunda bunu nasıl gerçekleştireceğini de detaylı olarak anlatır. Köprünün planını ve yüksekliğini gösteren küçük bir eskizle birlikte inşaatın ana ilkelerini anlamak mümkündür. Bizim yaptığımız tetkikler inşaatın teknik olarak yapılabilir olduğunu gösteriyor. Fakat Padişah, ya umursamadığından yada mali açıdan pahalı bulduğundan, bu proje hayata geçirilmemişti.

Hiç inşa edilmemiş olmasına rağmen, tasarım gerçekten de büyüleyicidir. Köprünün ayakları arasındaki açıklık kendi çağdaşları arasında bir rekor olacaktı. Mukayese açısından bazı gerçekleri ortaya koymakta fayda var. O dönemde varolan en uzun köprü açıklığı 37.5 metreydi. Hatta taşköprü döneminin sonunda, yani 20. yüzyılın başında, bu uzunluk Plauen, Almanya’daki Friedensbrücke köprüsünde 90 metre, Çin’in Hunan eyaletindeki Wuchao Nehri Köprüsü’nde ise 120 metreydi.

Leonardo’nun köprüsü muazzam derecede büyük olduğu kadar önemli bir görev gören çok güzel bir şekle sahiptir. Yük dağılım sistemi üç kemere dayanır: Dikey kemer dikey yükleri taşırken köprünün iki tarafında da birer yatık kemer vardır. Dikey kemer1:6 olan yükseklik/açıklık oranıyla kemer basıncı çizgisini takip eder. Fakat, böyle bir köprüde gerekli olan en genişliği bu kadar ince bir köprüde ciddi bir yanal yük yaratacaktı. Leonardo, bu problemi aşmak için köprüye özel bir kimlik kazandıran yatay kemerleri tasarlamıştır.

Sanatçının Yorumu
Norveç’te Ås’taki ahşap köprü, Leonardo’nun tasarımının büyük çaplı bir modelinden ziyade onun ahşap ile yeniden yorumlanması olarak görülmelidir. Sanatçı Vebjørn Sand rönesanstan, özellikle Leonardo’nun tasarımının cesurluğu ve güzelliğinden, çok etkilenmişti. Tasarımı uzun uzun inceledikten sonra bunun yaşayan ahşap bir köprüye dönüşmesinde büyük rol oynadı. Bu tasarımın temel prensipleri sanatçı, Karayolları, glulam kereste üreticileri, mimarlar ve mühendislik danışmanı arasındaki işbirliği ile güzel bir ahşap model dönüştü.

Yaya köprüsünün şekli Leonardo’nun küçük eskizine sadık kalırken onu daha da derinlemesine yorumlar. Kabul etmke gerekir ki glulam kereste kullanımı daha hafif ve küçük ölçekli bir çalışmayı gerektirir. Her şeye rağmen, yeni ahşap yapı eski taş köprünün tüm yapısal özelliklerini korumaktadır; iki yanındaki sarkmalarla köprü yolu kemerler üzerinde zarifçe uzanır. Aynı Leonardo’nun taş köprü fikrinde olduğu gibi, ana kemer dikey yükleri taşırken yatay kemerler yanal dengeyi sağlarlar

Ahşap Köprü
Köprünün statik sistemi, payandadan tepeye yuvarlak ve üç köseli kesitleri gittikçe azalan, üç tane mafsalsiz ahsap kemerden olusur. Payandalarda sabit uçlar demir çubuklarla baglanmistir. Merkez kemer dört bölümden olusur. Bu diger iki agaç bölüm gömülü çelik levhalarla ve çivilerle sikica baglanmistir. Kemerler glulam kereste sekillemedeki genis ihtimalleri göstermek açisindan çok iyi bir örnektir. Kemerlerin karmasik yüzeyleri 150x1150 mm’lik bir yüzey agi ile tanimlanmis ve agaç, bu koordinatlara göre, bilgisayar destekli bir tesvi testere ile sekillenmistir.

Kemerlerin dışbükey şekillerini takiben, köprü döşemesi de ortadaki ana kemer ile desteklenmiştir. Leonardo’nun küçük eskizi uyarınca iki yanda da döşeme sarkmış ve gerekli destek ince çelik sütunlar ile sağlanmıştır. Ayrıca Köprü döşemesinde glulam kirişlerin kullanılması da tasarımın yumuşak çizgilerinin devamını sağlamıştır. Kirişler önden eğimlidir ve kurdele şeklinde devamlı bir levha oluşturan yüksek mukavvemetli çelik çubuklar ile birbirine kenetlenmiştir.

Yapısal olarak bir koruma sağlanmadığından köprü doğal etkilere fazlasıyla açıktır. Metal örtüleme, Plastik kaplama, ahşap kaplama vb. estetik nedenlerden dolayı uygun görülmemiş, köprüye makul bir kullanım hayatı verebilmek için kimyasal koruma tek çıkar yol olarak kalmıştır. Kimyasal seçenekler arasında, kreozot çok koyu olduğundan, CCA-uygulaması ise çevresel nedenlerden veto edildiğinden, çevreye duyarlı bir kaç seçenek kalmıştı

Uyguladığımız sistemler şunlardır:

  1. Kemerdeki her lamella, ağır bir metalsiz AB sınıfı etkeni (kısacası toprak ile teması sakıncalı) olan Scanimp ile baskılı olarak kimyasal tepkimeye sokulmuştur.

  2. Yapıştırılmış, tesviye edilmiş ve tamamlanmış kemer parçaları, uygulandığı yüzeyde su tutulmasını engelleyen bir su tabanlı balmumu bulamacı olan Ultrawood ile, baskılı olarak kimyasal bir tepkimeye sokulmuştur.

  3. Su giriş-çıkışını daha da fazla engellemek için tamamlanmış yapıya, hafif renkli yağlı boya sürülmüştür. Bu işlemin devamlı aralıklarla tekrarlanması gerekmektedir.

  4. Neme özellikle daha açık olan glulam ahşap kemerin bazı bölümlerine ek koruma sağlamak için payandalardaki önceden hazırlanmış deliklere boron çubuklar konulmuştur. Ahşap kuru kaldığı sürece bu çubuklar işlevsiz kalacak, fakat su giriş-çıkışı arttıkça boron zaman içinde eriyecek, yerel de olsa çürüme engellenecektir. Boron çubuklar düzenli olarak denetlenmeli ve gerektiğinde yenilenmelidir.

  5. Norveç tasarım düzenlemeleri, ahşap köprüler de dahil olmak üzere, tüm köprüler için 100 yıllık bir kullanım ömrü öngörür. Yukarıda bahsedilen önlemlerle bu yükümlülük yerine getirilememektedir. Yeniden inşaata gidilmediği sürece köprünün kullanım ömrü 40 yıl olarak öngörülmektedir. Köprü, sanatsal ve estetik nedenlerle, bu düzenlemelerden muaf tutulmuştur.

  6. İki senenin ardından köprü halen çok iyi gözüküyor. Fakat kemerlerin geniş kesidi, sıcaklık değişiklikleri ve nem yüzünden bazı çatlamalar meydana geldi. Bu çatlaklar çok endişe verici boyutta olmasa da üst yüzeydeki yarıklar zaman içersinde su toplayıp keside ulaşarak çürümeye yol açacaktır. Yarıkları doldurmak düşünüldü ama bu fikir daha sonra reddedildi. Bu durumlarda, genellikle dolgu maddesi ve ahşap arasındaki arayüzde başka bir yarık meydana gelir ve bu durumu daha da kötüye götürebilir. Fakat yarılmalar devamlı izleniyor. Eğer durum daha da kötüye giderse metal örtülendirme gibi başka önlemler alınabilir.

Sonuç
Dayanıklılık kaygılarını bir kenara bırakırsak Leonardo da Vinci Köprüsü başarılı bir projeydi. Köprü ciddi bir ilgiye mahzar oldu ve hakkında bir çok olumlu yorumda bulunuldu. Bu köprü ne bir mühendislik harikası ne de otoyolu aşmak için en etkin metot; fakat, o köprü olarak görevini yerine getirirken yolu kullananlar için güzel bir görünüm, belediye için bir heykel, yayalar ve bisikletliler için ise hoş bir tecrübe oluyor. Sonuç olarak diyebiliriz ki, sıradışı ve güzel şekilli köprüler, kamunun köprülere olan ilgisinin artmasını sağlayabilirler.

Oslo Köprüsü Projesi Hakkinda Gerçekler | Aşağıdaki - Norveç Karayolları’ndan | Rich Weinhardt makalesi

 

The Team Engineering Press Community Links ShopFAQ
Home Home Home